Kitap-Evi Okur Mekanıdır

Kitap ve Dergi satış sitesi

Neşe Koçak

Neşe Koçak
hnesekocak@gmail.com
HAZAN ZAMANI, HÜZÜN ZAMANI
12/12/2013

Hazan Zamanı, Hüzün Zamanı Eylül bitti, Teşrin-i Evvelin de son günleri. Arkasından Teşrin-i Sani tamamlar yarım kalan hüznü.

Ve ben yine bir mevsim yazısı yazmamak için başka şeylerle oyalanırken, üstelik kalbim yaralıyken memleket meseleleriyle, parmaklarıma hakim olamam.

Güzel şeyler yazmak isterim aslında, hep sulh olsun, hep mutlu olunsun.

Fakat su uyur düşman uyumaz.

Ne memleket meselesi bırakır, ne sonbahar bırakır.

Ben zaten her dem hazırken hüzün deryalarında yüzmeye, kalkar gelir bilinmez bir yerlerden duygu dolu harfler, duygu dolu kelimelere dönüşür, sonra cümlelere, görmezden gelemem.

Yap-bozun parçaları gibi bir araya getirmektir vazifem.

Bu parçalardan biridir sonbahar.

Sonbaharda yaprak dökümü, yaprak dökümünde toprağa düşen canlar. Kendileri gitti isimleri kaldı geriye.

Ha eylül, ekim, kasım ha Teşrin-i evvel, Teşrin-i sani.

Her isim sonbahar gibi dokunaklıdır.

Her isim gidenin arkasından söylenecek acı bir hikayeye dönüşür dudaklarda.

Anlatıldıkça acıyı büyütür kalplerde, tekrarlandıkça katlanarak çoğalır, sonra unutulur yavaş yavaş, yaralar sarılır.

Yıllar geçtikçe üstünden, sonu, “onlar ermiş muradına” olmayan bir masal olur.

Her ölüm sonbahar gibi yeniden doğuşun habercisi de olsa, her ölüm sonbaharın hüznünü taşır omuzlarında.

Her giden kendi sonbaharını yaşar kendi aleminde.

Her giden arkasında bir yığın canlı cenaze bırakır, öyle gider.

“Biçare gönüller, ne giden son gemidir bu,

Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.”

Ve kalpler ancak teslim olundukça mutmain olur...

Şimdi hazan zamanı, hüzün zamanı.

Acıya mütemayil ruhumun, rüzgarlı sokaklarında yürüyen şiir resmi geçitleri zamanı.

“Artık ne gelen, ne beklenen var,

Tenha yolun ortasında rüzgar,

teşrin yapraklarıyla oynar”

derken Yahya Kemal “Akşam Musikisi”nde, benim kadar kederlenir miydi?

“Tabiattaki yekpare kederden?”

“Gök yeşil, yer sarı, mercan dallar,

Dalmış üstündeki kuşlar yada,

Bize bir zevk-i tahattür kaldı,

Bu sönen gölgelenen dünyada.”

derken Ahmet Haşim, en çok gün batımlarında mı ağlardı?

Güz akşamlarında birden bire çöken karanlığa ve soğuğa karşı mı yazardı şiirlerini?

Yine de yumuşak bir battaniye, bir bardak sıcak çayla teselli eder miydi acep kendini?

Ve bu kadar zor mudur her zaman hicranı resmetmek, bir yap bozun parçalarında?

Ya tahayyül edilemeyenleri telaffuz etmek?

Yap bozun parçaları kayıp.

Acizim bundan sonrasında...



Paylaş | | Yorum Yaz
2356 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

ESKİLERİM VAR - 12/12/2013

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.69593.7107
Euro4.34154.3589
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 22° 7°
Saat
Takvim