Kitap-Evi Okur Mekanıdır

Kitap ve Dergi satış sitesi

selim tunçbilek

selim tunçbilek
stuncbilek@decolekozmetik.com
Edebiyat Tarihimize Küçük Bir Not
16/07/2015

 

 

Son yıllarda il ve ilçeler düzeyinde yapılan kültür çalışmalarında bir artış göze çarpıyor. Bunu batılı toplumlar bizden çok önceleri yapmış durumdalar. Aslında millet hayatındaki birikimi sağlayan ve o birikimi dinamik yapan etkenler bu ve benzeri çalışmalardır.

 

            Değerli Şair, Yazar Kadir Acı bana bir çalışmasını gönderdi. “Felâhiyeli Şair ve Yazarlar” adını taşıyan bu eser- zira emek verilerek yapılmış bir çalışma ve kıymet arz eden bir eser- dikkate değer nüanslar içeriyor.

 

            Genel kültür değerlerinden pekte kopuk olmayan özelde ise kendi yerel niteliklerini de tüm renkleri ile yansıtan bu çalışmadan bazı noktaları düşünce ve edebiyat hayatımızın dikkatine sunma gereği hissettim.

 

            Eser pek çok bakımdan önemli. Birincisi 18.Yüzyıldan 21.Yüzyıla kadar tüm şair ve yazarları kapsıyor olması. Asırları aşan bir kültürel dokuyu ve hissedişi aynı eserde bulmak ve bu zaman içinde değişime uğrayan noktaları tespit açısından önemi küçümsenemeyecek bir çalışma. Kültür hayatımızı daha dinamik kılmak için bu ve benzer eserlerin artması çok gerekli. Kadir Acı’yı bu açıdan kutlamak istiyorum.

 

            Bu çalışmadan öğreniyoruz ki yörenin bilinen en eski şairi Âşıkî dir. 1763’de doğup 1824 yılında hakkın rahmetine kavuşmuştur. Bölgenin halk kültürüyle bezenmiş bir yapısının olduğu bu eserin tanıklık ettiği bir durum. Ağırlıklı hece ölçüsü ve âşık tarzı ile yazanların baskınlığı dikkat çekiyor. Genel kültürel değerlerin bütün şairlerce iyi özümsendiği, değerli ve eskimez olan insani erdemlerin yüceltildiği, ilk şairden son kuşak şaire kadar gelen bir anlayış olarak göze çarpmaktadır. Âşıkî: “Yükün bal olsun, tezek olmasın” derken. Son şair Hacı Kısır ise “gül sevmeyi” bir sanat olarak görüyor. 18. yüz yıl şairlerinden başlayarak âşıklık geleneğine bağlı düz söyleyişler tercih edilirken, 21.Yüz yıl şairlerinde bu durum çağdaş şiirimizin imkânları da kullanılarak imaj yoğun hale getirmişlerdir. Bu yönüyle bu eser aynı zamanda şiirimizin gelişim çizgisine de kaynaklık etmektedir. Bu nedenle bu eseri yöresel anlamda yapılmış bir çalışma olarak görmek kaynak eserin kapsamını daraltmak olur.

 

            Şairlerin ortak konularından anlaşılıyor ki yöre maddi varlığa sahip olmasa da gönül ve coşkun ruh zenginliğine kaynaklık etmektedir. Felâhiye’nin “Göçmen kuşlar diyarı” olarak tanımlanması bu çerçevede ortak bir tanım şeklinde durmaktadır. Zira yoksul bölge zaman içinde “Almanya acı vatan” diyerek oralara kadar gitmiş ve şairlerinin önemli bir kısmı halen gurbette yaşamaktadır. Nerede olursa olsun Yöre sanatkârları aslında ortak bir türküyü her daim dillendirmişlerdir.

 

            “Şahin” soy isimli ve benzer mahlas kullan şairlerin aynı aileden oldukları dikkate alındığında yörede köklü bir geleneğin olduğu fakat yıllarca görmezden gelindiği konusunda bir kanaat vermektedir. Bu çalışma bu durumun tarihe not düşülmesi açısından ayrı bir kıymet arz etmektedir.

 

“Dünya denen şu karanın gemisi

Açmış yelkenini yönü bilinmez”

           

            Mısraları gibi birey eleştirisinden öteye taşan, bilmezlik sırrına orijinal bakışlar getiren söyleyişlerde ortaya koymaktadır ki, genç kuşak eser sahipleri arasında bizleri ümitli olmaya zorlayanlar vardır. Bunlar; Mehtap Altan, Şeref Karadavut, Hacı Kısır, Nilüfer Açılan Yıldız gibi yazdıklarıyla ülke geneline açılma başarısı göstermiş kalemlerdir.

 

            Bu çalışmanın edebiyat tarihimiz açısından da bir değerinin olduğu ve olacağı aşikârdır.



Paylaş | | Yorum Yaz
1433 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

KURUMLARIN SAYGINLIĞI - 02/02/2015
Aydınlar ve Ortak Ruh Problemi - 29/05/2014
SİVAS'A TEŞEKKÜR - 08/09/2013
KOCAELİ KİTAP FUARI - 09/06/2013
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın
Döviz Bilgileri
AlışSatış
Dolar3.69593.7107
Euro4.34154.3589
Hava Durumu
Anlık
Yarın
15° 22° 7°
Saat
Takvim